Bunu ben mi yazdım diye kitabı okuyup ağladım

e-Posta
Yazdır
PDF
Facebook'ta Paylaş

Pek çoğumuzun oyuncu olarak tanıdığı Başak Sayan çiçeği burnunda bir yazar. Bağlanma Korkusu adlı romanıyla kadın erkek ilişkilerini sorguluyor.

Sayan yazarlığın bambaşka bir his olduğunu söylüyor: “Sanırdım ki kalbim bir tek aşk için çarpar. Elime aldığımda yazdığım kitaplarım için de çarptı.”

BAŞAK Sayan’ı dizi oyuncusu ve köşe yazarı olarak tanıyoruz. O, aynı zamanda bir romancı. İkinci kitabı Bağlanma Korkusu’nda günümüz erkek ve kadınlarının dünyasına girerek aşk, sadakat, ihanet gibi kavramları farklı bir açıdan ele alıyor. Romanda reklamcı Cem ile balerin Bahar’ın aşkı üzerinden erkeklerdeki bağlanma korkusunu ve yaşanan ilişkinin insanların hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Okuyucuyu bağlanma korkusuyla yüzleşmeye çağıran Sayan “Bundan sonraki kitaplarımın konusu da aşk olacak, aşkı anlatmayı seviyorum” diyor.

Bir araştırma olan ilk kitabınız Aşk ve Baştan Çıkarma Üzerine geçen yıl    çıkmıştı. İkinci kitap için de çok beklemediniz...

Çalışkan biriyim, boş duramam. Hikaye zaten aklımdaydı. Yazma konusunda disiplinli olduğum için sıkı çalıştım ve ortaya Bağlanma Korkusu çıktı.

Neden bağlanma korkusunu anlattınız? Kendi hayatınız da ilham verdi mi?

Ana karakter Cem’in en belirgin özelliği bağlanma korkusu yaşaması. Bu korku son 15 yılda çoğunlukla metropollerde gözde görülür bir şekilde arttı. Her şeyi tüketmeye yönelik yaşıyoruz, iki adım sonra neler olabileceğini düşünmüyoruz. Bu yüzden pek çok şeyi de es geçiyoruz. Gün geliyor durma ihtiyacı hissediyoruz ama bunu hastalandığımızda ya da yaşlandığımız zaman yani kendimizle yüzleştiğimizde yapıyoruz. Elimizdeki değerleri de o an fark ediyoruz. Önemli olan bunu yaşarken fark etmek... Bağlanma Korkusu’nu bu yüzden yazdım. Her yazar bir kitabı kaleme alırkenkendinden yola çıkar, çevresinden beslenir. Bunlar benim için de geçerli. Karakterler üzerinden kendi iç çelişkilerimi de sorguladım.

Kapak için balerin oldu

Kitabın kapağındaki balerin kim?


Benim! O fotoğrafta hüzün, aşk, tutku ve özlem olması gerekiyordu. Bunların hepsini ancak bir oyuncu verebilirdi. Kıyafetleri giydim ve balerin oldum. Belli etmek istemediğim için yüzümü sakladım. Diğer kişi ise oyuncu arkadaşım Hakkı Ergök.

Okuyucuların tepkileri nasıl?

O kadar güzel mailler alıyorum ki bilgisayara bakarken bu kadar duygusal anlar yaşayacağımı tahmin etmiyordum. Kitabı bitirdiğimde yazdıklarımı okuyan herkesin kalbinde bir yerlere dokunmasını temenni etmiştim. Böyle olduğunu gördükçe çok etkileniyorum.

Bundan sonra da aşkı mı yazacaksınız?

Kitaplarımın konusu hep aşk olacak. Aşkı anlatmayı, aşık olmayı çok seviyorum. Hayatımda aşk olmayınca sabah kalkmak, yemek yemek anlamsız geliyor, canım sıkılıyor. Bir insanın kalbi çarpmadan nasıl yaşar?

Aşksız yaşayan ölü gibiyim

Genç yaşta iki romanınızın yayımlanması size nasıl hissettiriyor?

İlk kitabımda çok heyecanlanmadım. Bağlanma Korkusu bittiği zaman basın tanıtımının olduğu güne kadar kitabın son halini görmedim. Salona girdim, kimse yoktu. Yerde kitaplarım duruyordu. Bir tanesini elime aldım, sayfalarını çevirmeye başladım. Bir an yabancılaştım, ‘Bunu ben mi yazdım’ diye... Final kısmını okuyup bitirince hüngür hüngür ağladım. Benim hayatımda aşkın yeri çok büyük, olmazsa yaşayan ölü olurum. Sanırdım ki kalbim bir tek aşk için çarpar. O gün yazdığım kitaplarım için de kalbim çarptı.

Bağlanma Korkusu’nun film ya da dizi olma olasılığı var mı?

Bir sinema filmi olacak, senaryosu yazılıyor şimdi. Filmde de oynayacağım, yarattığım bir şeyin içinde olmazsam olmaz.

Kendinizi ileride kitapları olan bir yazar mı yoksa filmleri olan bir oyuncu olarak mı hayal ediyorsunuz?

İkisi de çocukluk hayalimdi. Okuma yazmayı erken öğrendim ve hayal gücüm genişti. Öyküler yazardım ve ailem ‘Bu kız büyünce yazar olacak’ derdi. Ama önce oyuncu olmaya karar verdim. Oyunculuk ve yazarlık alanında ayrım yapmıyorum. İkisi de tutkum. Her ne kadar ayrı gözükse de birbirini besliyor. İnsanlara kendimi kabullendirmek hiç kolay olmadı. Hala bazıları oyuncuyum diye burun kıvırıyor. Yazarlık uzun yol, bu uzun yolda varım. İnsanlar yazdıklarımı okudukça beni kabullenecekler, kendime güveniyorum.

Meydan okudum

Hayallerinizi gerçekleştirmek için kırılma noktanız ne oldu?


Ankara’dan İstanbul’a aileme rest çekip geldim. Çok büyük şeyler yaşadım. Hiç tanımadığım kuzenimin kapısını çaldım. Bir yandan Marmara Üniversitesi’nde ekonomi okudum diğer yandan oyunculuğu kovaladım. Buralara gelmek için yaptığım her şey bir meydan okumaydı.

Peki aileniz artık sizin hakkınızda ne düşünüyor?


Gurur duyuyorlar. İlk kitabımı yazdıktan sonra annem hüngür hüngür ağlamıştı. Babamın ağladığına da o güne kadar hiç şahit olmamıştım. Beni aradı ve ‘Başak çok güzel bir kitap olmuş’ dedi. Sesi birden değişti ve telefonu yüzüme kapattı. Annem ‘Baban ağlıyor’ diye beni aradı. Arkamda olmaları bana güven veriyor.

İlişkilerim sorunlu

İnsanlarla ilişkiniz nasıl?


Asosyal bir insanım. Gece hayatım yok, evden dışarı çıkmam. Kalabalık olan yerleri sevmiyorum, daralıyorum. Bana bakılmasından hoşlanmıyorum. Yalnızlığı çok seviyorum, fakat bunun normal olmadığını düşünüyorum. İlişkilerimde sorun yaşıyorum, her gün aynı kişiyi görmeyi sevmiyorum. Nasıl evleneceğim bilmiyorum, sürekli bir arada yaşamaya katlanamam.

Oyunculuk ve yazarlık özelliğinizin yanında astrolojik danışmanlık da yapıyorsunuz?


Birkaç şirkete kurumsal danışmanlık hizmeti veriyorum. Dört yıl bunun eğitimini aldım. Yıllar önce depresyona girdiğim bir dönemde eski felsefelere merak saldım, astrolojiyi keşfettim.

 

Fatma Karaman / Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

FOTO GALERİ

 



Copyright © 2011
Başak Sayan Kişisel Resmi Web Sitesidir